Şu an okuduğunuz yazı
“Yıldızların Yerlerine Andolsun…”

“Yıldızların Yerlerine Andolsun…”

13,7 milyar yıl önce yoktan var edilen ve bir sınırı olmayıp, sürekli hızlanarak daha da genişleyen uçsuz bucaksız kâinatın her bir köşesi ayrı bir âlem, ayrı bir dünya. Milyarlarca gökadanın her birinin içerisinde milyarlarca yıldız, milyarlarca yıldızın çevresinde dolanan trilyarlarca gezegen, göktaşı, kuyrukluyıldız ve daha onlarcasının var olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, insanoğlu olarak Rabbimiz karşısındaki acziyetimizi bir kez daha açık bir şekilde görebiliyoruz. Edebiyatçıların ifadesiyle, denizdeki kumlar adedince yıldız barındıran sonsuz kâinat, Dünya’dan gözüktüğü gibi durağan ve sessiz değildir. Siz bu yazıyı okurken bile milyonlarca yıldız ölüyor, binlerce gezegen yok oluyor, binlerce gökada çarpışıyor olabilir. Ama böyle büyük vakalara rağmen kâinatın bir düzen içinde işleyişi ve Dünya’daki insanların yüzlerce yıl boyunca güven içinde nesillerini sürdürebilmesi Allah’ın bir lütfu değil de nedir? Kâinatın bu hâkikatini, meşhur Müslüman gökbilimci İbn Heysem “Evren bütün değişmelerine rağmen bir düzen ve bütün ayrıntılarına rağmen bir ahenk içindedir.” sözleriyle itiraf eder.

tefekkür

Rûhu dinlendiren bir mûsikînin notaları gibi, kâinatta bir ahenk içinde hareket eden yıldızların da insanların ki gibi Allah tarafından biçilmiş birer ömrü vardır. Ancak yıldızların ölümleri farklı farklı olur. Yıldızların ölümden sonraki hayatlarını belirleyici unsur ise son anda sahip oldukları kütleleridir. Kütlesine göre kimi nötron yıldızı olur, kimi kahverengi cüce, kimisi de 4,5 milyar yıl sonraki Güneş’imizin hâli gibi beyaz cüce hâline gelir. Halk arasında daha meşhur bir tür daha vardır ki o da karadeliklerdir. Karadelikler’in bu kadar popüler olmasının sebebi hâlâ gizemini koruyor olmasıdır. İlerleyen uzay teknolojisine rağmen, karadelikler hakkındaki bildiklerimiz,  hâlen yok denecek kadar azdır. “Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!” (Vakıa, 75, 76) ayetini, yakın tarihte yaşamış bazı müfessirler tefsir kitaplarında, Cenab-ı Hakk’ın bu ayette karadeliklerin varlığından bizleri haberdar ettiğini ve üzerine yemin ederek önemine dikkat çektiğini ifade etmiştir.

Ölüm döşeğindeki bir yıldız eğer Güneş’in kütlesinin 3 katı veya daha fazla bir kütleye sahipse, içine doğru çökmeye başlar. Yıldız öyle çöker, öyle büzüşür ki, çok küçük hacimli bir cisim hâline gelir. Ancak kütlesi neredeyse aynı kaldığı için bu küçücük cisim çok büyük bir yoğunluğa sahip olur ve bu nedenle müthiş bir çekim gücüne sahip olur. Bu çekim gücü o kadar büyüktür ki, hızı saniyede 300.000 km olan ışığın bile kendisinden kaçmasına izin vermez! Bu yüzden ne ışık yayar, ne de üzerine düşen ışığı yansıtır. Bu cisimlere karadelik denmesinin sebebi de budur.

süpernova

Karadelikler o kadar yoğun cisimlerdir ki eğer karadelikten 1 cm3  madde alınıp Dünya’ya getirilebilse, yaklaşık 10 milyar ton ağırlığına denk gelirdi! Yine karadeliğin müthiş çekim kuvvetini anlatmak için şöyle bir örnek verebiliriz: Bir karadeliğe yaklaştığınızı düşünün. Karadeliğe yaklaştıkça, karadeliğin ayağınıza uyguladığı çekim kuvveti ile başınıza uyguladığı çekim kuvveti arasında fark artmaya başlar. Bu yüzden boyca ip gibi uzamaya başlarsınız. Eğer parçalanmadan karadeliğe iyice yaklaşabilip de önünüze bakarsanız ensenizi görürsünüz. Çünkü ensenizden çıkan ışık karadeliğin etrafında bir tur atıp tekrar önünüze gelecektir. Eğer aşağı bakarsanız hiçbir şey göremezsiniz. Çünkü az önce de belirttiğimiz gibi, karadelikten ışık bile kaçamaz!

Peki ya karadeliğe girerseniz ne olur? İşte bu noktadan sonra fizik susar. Karadeliğin içinde hiçbir fiziksel formül işlemez. İçinde zamanın çok yavaş aktığı ya da hiç akmadığı tahmin edilmektedir. Kâinatın yaratılış ânı kabul edilen Büyük Patlama’dan önce de zaman olmadığı için, karadeliklerin sırrının çözülmesi aynı zamanda kâinatın da sırrının çözülmesi mânâsına gelmektedir. Yani karadelikler kâinatın kara kutusu mesâbesindedir diyebiliriz.

Karadeliğin içinde nasıl bir düzen var, zaman işliyor mu, içine girenlerin nasıl bir akıbeti var, bunlar hâlâ merak edilen birer araştırma konusudur. Karadelikler, ışığın kaçmasını engelledikleri için doğrudan gözlenemezler. Ancak etrafındaki cisimlere yaptıkları etkiye bakılarak karadeliklerin yerleri tespit edilebilir. Gayrimüslim bilim adamları karadeliği göremedikleri hâlde çevresine yaptığı etkilere dayanarak varlığını kabul etmelerine rağmen, kâinattaki bütün delillerin varlığına işaret ettiği Rabb’ül Âlemin’i inkâr etmeleri büyük bir çelişki oluşturmaktadır. Cenab-ı Hakk İsrâ Sûresi’nin 89. ayetinde bu gerçeği şöyle bildiriyor: “Muhakkak ki biz, bu Kur’an’da insanlara her türlü misali çeşitli şekillerde anlattık. Yine de insanların çoğu inkarcılıktan başkasını kabullenmediler.” “Onun için kim inkâr ederse, inkârı kendi zararınadır.” ( Fâtır, 39)

 

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Beğenmedim
0
Çok İyi
1
Eh İşte
0
Güzel
0
Muhteşem
2
Yorumları Görüntüle (1)
  • Sizlere çok, ama çok teşekkür ederim. Yazılarınızı sular seller gibi okuyorum. Kevni ayetlerin anlayabileceğimiz bir şekilde açıklanması gayet güzel ve yerinde. Okudukça Rabbimizin büyüklüğünü daha bir anlıyor ve huzurunda secdeye varıyorum. Allah Tebarek ve Teala sizlerden razı olsun. Sa’yiniz meşkur ömrünüz bereketli kılınsın.

Leave a Reply

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.


© 2020 Takiyüddin Astronomi Topluluğu, Her Hakkı Mahfuzdur.

Başa Dön